Panik yapmayın!
Bilim adamları bile bölünmüş halde. “Bu işte bir domuzluk var” diyenler haklı çıkabilir mi?
Domuz gribinin bilançosu henüz ürkütücü tahminleri doğrulayan rakamlara ulaşmadı ama şu andaki görünüm dahi panik yaratmaya yetecek korkutuculuğu kazanmış durumdadır.
Biz hastalığı ve aşıyı siyaset ve tabii dinsel boyutunda da tartışıyoruz.
Sağlık Bakanı’nı toplum önünde küçük düşüren sözleri Başbakan’a hangi kaygı ve etkilerin sarf ettirdiğini tahmin etmek için kafa patlattık dün milletçe!
Çünkü Başbakan aşı kampanyasını doğru bulmadığını söylemekle kalmamış “Ben aşı olmayı düşünmüyorum” diyerek net bir tavır da koymuştur.
Aşının yan etkisi varsa bile, bunun hükümete çıkaracağı sorumluluk faturası Başbakan’dan etkilenerek aşı olmayanların hedef olacakları yaşamsal riskler yanında devede kulak kalır.
Dünya Sağlık Örgütü “aşıdan daha etkili korunma tedbiri yok” dediğine göre Başbakan Erdoğan bu ağır sorumluluğu hangi duygu ve etkiler altında yüklenmiş olabilir?
İnternet dünyası, bilim çevrelerinin şüphelerini Türkiye’ye özgü vehimler ve tutucu önyargılarla harmanlıyor, kafaları daha da karıştırıyor. Mesela...
Türkiye neden nüfusu daha yüksek ülkelerden bile fazla miktarda aşı sipariş etti?
Yöneticilerimiz gaza mı getirildi, yoksa başka bir çapanoğlu mu çıkacak altından?
Başbakanımızın üstünde bundan bile daha etkili olabilecek bir sav profesör unvanlı bir hekimden gelmiştir:
“Virüsün adı H1N1. Çünkü H1N1 virüsü insan+domuz+kuş genlerinin bir karışımıdır. Bu virüse karşı oluşturulan aşı da insan+domuz+kuş genlerini içerecektir. İçinde domuz genleri taşıyan bir aşıyı Müslümanlar yaptırırlar mı? Yaptırmazlar!”
Bu görüşü Başbakan’a iletmiş olabilirler mi; bilmiyoruz.
Ama sırf Başbakan’ı örnek alarak aşı yaptırmaktan cayanlar varsa kararlarını değiştirsinler. Kutsal hayvan olmadığı gibi lânetli hayvan da yoktur. Bilimin nimetlerini bu tür gerekçelerle reddetmek dine de aykırıdır.
Haklı görülebilecek tek tereddüt aşının yan etkileri ile ilgili olabilir.
Çünkü aşıları aldığımız şirketlerin üçü de “yan etkilerle ilgili araştırmaların bitmediğini” kabul ediyorlar.
Özellikle hamile kadınlar aşı yaptırmadan önce doktorlarına mutlaka danışmalılar.
Go home Beşir!
Sudan Devlet Başkanı Beşir Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama kararı verdiği bir katliam suçlusudur!
Ülkesindeki iç savaşta iki milyon insanın katlinden sorumlu tutuluyor.
Tutuklanacağı için Eritre, Katar ve Mısır dışında bir yere gidemiyor. Bir de Türkiye...
“Darfur Kasabı” geçen yıl Türkiye’ye gelmiş ve bu ziyaret dünyada olumsuz yankılar uyandırmıştı.
İstanbul’da haftaya İslâm Konferansı Örgütü’nün toplantısı olacak ve Beşir bu fırsattan yararlanacak. Tabii asıl yararlanacağı zaaf, İslâm dünyasının gözüne girmek için Batı dünyası ile ters düşmeyi her gün biraz daha fazla göze alan AKP iktidarının tutumudur.
Reuters haber ajansı “Bu ziyaret Ankara’nın uluslararası hukuka saygısının bir sınavı olacak” dedi.
Sadece o kadar mı? Değil..
Beşir’in ziyareti Türkiye’ye soykırım suçlaması yapanların da ekmeğine yağ sürecektir.
“Birbirlerini iyi anlarlar” diyeceklerdir.
“Karga karga ile uçar” diyeceklerdir.
Beşir Uganda’ya gitmek istediğinde halk onu ülkeye sokmadı.
Bizde de iş sivil topluma düşüyor.
Uganda kadar olamayacak mıyız?
Kaynak:Vatan.Yazar:Güngör Mengi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder